1980 Ankara doğumluyum, yarışmaya İzmir'den katılıyorum...:)
A.Ü.
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden
(eski adı Kütüphanecilik) 2001 yılında
mezun oldum ve iki buçuk yıldır Çankaya Üniversitesi
Kütüphanesi’nin kataloglama biriminde çalışıyorum. Buradaki görevim,
kütüphanemize bağış ya da satın yoluyla alınan kitapların ve diğer
materyallerin künye bilgilerini belirli standartlar çerçevesinde kütüphane
otomasyon sistemine aktararak kullanıcılarımızın materyallere daha hızlı
bir şekilde erişmesini sağlamak . Burada çalıştığım süre içerisinde
kendimi kütüphanecilik mesleği konusunda daha fazla geliştirme olanağı
bulduğumu belirtmek isterim ve kütüphanemizin şu an gelmiş olduğu nokta
bir kütüphaneci olarak beni mutlu ediyor.
Müzik dinlemekten çok hoşlanıyorum. En sevdiğim müzik türleri yabancı pop,
özellikle rock, hip
hop, techno; ayrıca Türkçe pop,
rock, halk
müziği…Aslında bütün müzik türlerini seviyorum. Yani kaliteli ve
kulağıma hoş gelen her şarkıyı dinleyebilirim. Müziğin evrensel bir
sanat olduğunu düşünüyorum. Hangi dilden, hangi ülkeden olursa olsun şarkıların
insanları ortak bir noktada birleştirdiğine inanıyorum.
Müzik dışında resim
yapmaktan, kitap okumaktan (özellikle tarihi romanları…), spor yapmaktan (koşu
ve fırsat buldukça yüzme), sinemaya gitmekten, dans etmekten, belgesel
izlemekten çok hoşlanırım.
Okul hayatıma kısaca değinecek olursam, ilkokul ve ortaokul yıllarımın, benim açımdan, pek de parlak geçtiğini söyleyemem. Yani, çalışkan bir öğrenciydim ama derslerde kendimi gösterme konusunda tutuktum biraz. Ta ki liseye kadar...lisedeyken saltanatımın en parlak yıllarını yaşadım. Gerileme devrinden, yükselme devrine geçişim çok da zor olmadı. Her ne kadar matematik konusunda doğuştan gelen başarısızlığım arada bir karşıma çıksa da, liseyi teşekkür ve takdir alarak bitirme şerefine nail oldum. Ve üniversite yıllarım....o yıllar adeta gözümde tütüyor. Uzun kantin sohbetlerimiz, her şeye eleştirel ve alaycı bakışımız, hocalarla muhabbetlerimiz...hatta bir an önce bitse de kurtulsak dediğimiz ders saatlerini bile özledim diyebilirim. Üniversitedeyken çoğu ders bana sıkıcı gelirdi ama sınav zamanlarında tabiri caizse "inek" kıvamına gelir ve derslere dört elle sarılırdım. Dönem uzatmamak için elimden geleni yapardım. Bazen bu konuda biraz abarttığımı düşünüyorum. Ama çok çalışmanın meyvesini okulumu bitirdikten sonra aldım: Bitirme tezi ikincilik ödülü...Bu benim için gurur verici bir olaydır.
İnsanlar hep esprili olduğumu söylerler. Evet öyleyimdir. Ama bu konuda
kendimi zorlamam. Yani “hadi şimdi bir espri patlatayım” demem, espri
kendiliğinden geliverir. Bazen kendi esprime kendim güldüğüm olur ama,
genelde bu konuda iyiyimdir. Ben, moralim
ne kadar bozuk olursa olsun, tabi bazı istisnai durumlar dışında, her zaman
gülmekten ve güldürmekten yanayımdır.
Biraz da ailemden bahsedeyim. Bencillik yapmanın alemi yok. Biz kısaca, anne, baba ve iki çocuktan oluşan çekirdek bir aileyiz. Onları çok seviyorum ve onlarsız bir hayat düşünemiyorum. Annemle arada sırada didişsek de onu çok seviyorum. Hani her anne kız arasında olan ve sanki sonsuza dek sürecekmiş gibi gelen tartışmalar vardır ya, özellikle evin temizliği konusunda çıkar, işte biz de bazen kendimizi o tartışmaların içinde buluveririz. Ancak bu tartışmalar kısa sürer ve bir süre sonra annemle sarmaş dolaş oluruz. Sanki biraz önce tartışan biz değilmişiz gibi…Babamla bu tür tartışmalarımız pek olmaz, onunla birbirimize çok benzediğimiz için o beni ben onu çok iyi anlıyorum. Erkek kardeşimle genel de iyi anlaşıyoruz. Çocukken pek iyi anlaşamazdık ama şimdi iyiyiz. Bir yerlere giderken beraber takılıyoruz, bana araba kullanmayı öğretiyor (ehliyetimi yeni aldım daJ)…
Yemek yemek en büyük zevklerimden biridir. Yemek yapmayı pek sevmem ama bu hiç
yapmıyorum anlamına gelmez. Zorda kalınca çok güzel yemekler yaparım.
Benim de kendime göre bir yemek literatürüm var yani. Bazıları çok obur
olduğumu söyler. Aslında çok ta obur değilim ama…J
Sadece tatlı, pasta türü şeyler gördüğüm zaman dayanamıyorum. Abur
cubur yemekten çok hoşlanıyorum. Çikolata, cips, şeker, hamburger, yaş
pasta…..Neyse bu muhabbeti kapatalım, liste uzayacak ve ben kendimle çelişkiye
düşeceğim. Daha biraz önce ben obur değilim diyen ben değil miydim?.
Her insanın kafasında kurduğu bazı hayalleri vardır. Belki bunlar olması
imkansız hayallerdir ama ne demiş Yahya Kemal: “İnsan alemde hayal ettiği
müddetçe yaşar.” Gerçekten, hayal kurmak insanı bir nebzede olsa gerçeklerden,
gerçeklerin verdiği umutsuzluklardan, acılardan uzaklaştırır. Benim de
kendime göre kafamda kurduğum bazı hayallerim var. Örneğin, dünyayı dolaşmak…Dünyadaki
gizli kalmış, keşfedilmemiş yerleri keşfetmek, değişik hayvan türlerini
yakından görmek, değişik diller öğrenmek, değişik kültürlerle tanışmak…
Bu benim en büyük hayalim. Tabi hayallerim yanında hedeflerim de var. İlk
hedefim, kendimi geliştirmek. Bunun için de öncelikle master yapmak
istiyorum. Araştırma yapmak, bir şeyler üretmek çok güzel bir duygu olsa
gerek. Bu duyguyu tatmak istiyorum.
Evet arkadaşlar, size bir iki paragrafla kendimi anlatmaya çalıştım. Umarım
Web sitemi beğenirsiniz. Beğenmeseniz de üzülmem merak etmeyin. Sizi
seviyorum. FİGEN.